Biri sizi dolandırırsa ne yaparsınız?

‘Benim başıma gelmez, bana bir şey olmaz’ demeyin. İster eğitimli ister eğitimsiz, fakir ya da zengin… Dolandırıcılık hikâyelerine her gün bir yenisi ekleniyor. Kimi üzerine soğuk su içiyor, kimi bireysel çözümler üretiyor kimisi de soluğu mahkemede alıyor. Dolandırıcılığın cezası ise bir yıldan yedi yıla değin uzanıyor. Peki ya balık baştan koktuysa?!!!

Son günlerde 7’den 70’e herkesi bir telaştır aldı. 4077 sayılı yasa ile bankaların kestiği dosya masrafları geri ödeniyor. ‘Aman başıma bir şey gelmesin’ korkusunu aşabilenler, çalınan paralarını geri alabilmek için bir oraya bir buraya koşturup duruyor.

Ve başlıyor maraton… Bir bankaya bir hakem heyetine… Sahi hakem heyeti nerede? Hah tamam bulduk… Ama önce bankaya gitmek gerek. Koş bankaya…

“Benden aldığınız paraların dekontunu verin!”

“Önce dilekçe… Biz sizi ararız”

***

“Tamam dekont başına 20 TL ödeyin”

“Ama niye?!!”

***

Koş hakem heyetine…

“İşte dekontlar”

“Önce e-Devlet’ten başvuru yapın, evrakını bize getirin”

“e-Devlet?!!”

“Şifreniz yoksa postaneye gidin”

“!!!!...”

***

Koş postaneye, geç internetin başına, yap başvurunu, yazdır evrakı… Haydi, şimdi yeniden koş hakem heyetine… Devletin sana lütufta bulundu. Bankan itiraz etmezse 5 aya kadar parana kavuşabilirsin ya da koş mahkemeye!

***

DURUN!!.. Sadece 1 dakika durun ve düşünün.

Cebimizden sorgusuz sualsiz bir tıkla alınan paralar zaten bizim değil miydi?

Bir tıkla alınanlar bir tıkla neden geri verilmiyor?

Paramız neden alındı ve biz neden koşuyoruz?

Düpedüz dolandırılıyoruz! Hem de dolandırıcının hası tarafından…

Bankalar yıllardır bizden çeşitli adlar altında paralar aldı. 4077 Sayılı tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’la ve Yargıtay kararlarıyla öğrendik ki, aldığı bu paraların herhangi bir dayanağı yokmuş! Bankalar haksız olarak ve hile ile paralarımıza el koymuş, açıkça nitelikli dolandırıcılık suçu işlemiş. Devletin savcılarının derhal bunları yargılamak üzere harekete geçmesi gerekir. Yanisi şu ki, biz değil savcıların bu dolandırıcıların peşinde koşması gerek.

Türk Ceza Kanunu’nun Dolandırıcılık başlıklı 157. Maddesine göre: Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir. Yani biri sizi dolandırırsa devletin mahkemeleri onu yargılar ve cezalandırır. Şayet dolandırıcılık suçu bir şirket tarafından işlenirse durum daha vahim. Bu nitelikli dolandırıcılık anlamına gelir. TCK 158. Maddesi “Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; işlenmesi hâlinde iki yıldan yedi yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur” der ki bu suçu işleyen kişi ya da kurum, şikâyete bile gerek olmaksınız yargılanır ve mahkûm edilir.

Peki devlet neden bu tefecileri yargılamaz da bizi bu dolandırıcıların ardından bir maratona sürükler?

Aslında mesele çok basit… Adına kapitalizm dediğimiz sistemde patron paradır. İkametgâhı ise bankalar. Devletler o ikametgâha hizmet etmekle görevlidir. Görevini hakkıyla yerine getirenler bu hizmetlerinin karşılığını misliyle alır, bal tutan parmağını yalar hesabı. Hizmette kusur edenlerse derhal alaşağı edilir.  Siz hiç yolsuzluk (hırsızlığın iktidardaki adı yolsuzluktur) yapanların hesabının SIFIRLANDIĞINI gördünüz mü?!!!

Özetle ortada bir lütuf yok. Patron ve uşağı tarafından dolandırıldık.

Adaletin gözü kör olduysa iş başa düştü demektir, çalalım kapıları:  Bir tıkla çaldınız bir tıkla geri verin!

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.