Geçtiğimiz yazılarımdan birinde özel tiyatrolar konusunda İstanbul’un Ankara’dan çok daha üstün olduğunu, ancak tiyatro sahneleri ve DT nedeniyle Ankara’nın tiyatronun beşiği olduğunu öne sürmüştüm. İstanbul’da yaşayanların çok fazla hissetmeyeceği bir duygu ile bu yazıda yola çıkıyorum. Ankara’da yepyeni, umut dolu bir özel tiyatro kuruldu.

Erdal Beşikçioğlu’nun başını çektiği ve Ankara’da tiyatroseverlerin adını hemen hatırlayacağı bir isim yeniden hayata geçti. Ankara’nın artık Tatbikat Sahne isimli, heyecan dolu bir ekibi var. Elbette ki pek çok tiyatro grubu, olmayan imkanlar arasında, bozkırın ortasında nefes alıp vermeye çalışıyor. Ama Tatbikat Sahne biraz daha popüler isimleri bir araya getirmesi nedeniyle, bu konuda biraz daha ilginin odağını oluşturuyor.


Televizyon dilinde konuşmak gerekirse, ratingi yüksek olacağı garanti, gişede sıra beklenecek bir oyun sahneye koymak pek çok açıdan kazan kazan bir hareket. Yeni bir tiyatro kurulması Ankara izleyicisini heyecanlandırır, ancak diğer özel tiyatroların sahneleri zar zor doldurduğu ve özel sahne sahipleri ile mücadelesini göz önüne aldığımızda Tatbikat Sahne biraz daha ayrıksı bir hikaye ile karşımıza çıkıyor. Bir kere ekibin başında Erdal Beşikçioğlu var. Adını yazması bile salonu doldurmaya yetiyor. Fiziksel performansı dışında, vasatı aşamayan çizgisi ile hiç kimsenin bilet bulamadığı Bir Delinin Hatıra Defteri’ni izleme hevesi, daha da merak uyandırıyor. Beşikçioğlu, muhalif olanların gözünde bir kanaat önderi, birkaç oyun izleyenin gözünde olağan dışı bir oyunculuk yeteneği figürü olarak karşımızda duruyor. Bu da Tatbikat Sahne’nin yapacağı her işe bir sıfır galip başlamasını sağlıyor. Bu diğer sahneler için büyük haksızlık olsa da, Tatbikat Sahne’ye kıyısından köşesinden bulaşan herkes için büyük bir avantaj. Devlet Tiyatroları’nın kapanıp kapanmamasının tartışıldığı dönemde böyle bir sahnenin doğuşu da, günümüz terimiyle konjonktüre uygun bir anda ortaya çıkıyor.

Erdal Beşikçioğlu’nun ilk oyun konusundaki seçimi de kusursuz. Sartre’nın en önemli çalışmalarından biri Mezarsız Ölüler sahneye konuluyor. Oyun, bir grup direnişçinin ağır bir sorgulamaya sürecinde, morgdaki hallerini konu alıyor. Aralarındaki ilişkilerden, varoluşçuluk muhasebelerine, davaya bakışlarından, insan olmanın sorumluluklarına varan muazzam bir yelpaze metnin fonunu oluşturuyor. Metin bütün bunları kusursuzca ele alırken, izleyen/okuyanda da büyük sorgulamaların kapısını aralıyor. Bu harika metin Tatbikat Sahne de nasıl hayat buluyor?  

Oyun sade bir dekora sahip. Bir morgun içindeymişsiniz hissiyatı verilmeye çalışılmış, sade bir tasarım. Işıklar da morgu yansıtma çabası ile kurulmuş. Ana öğe ölümle-yaşam arası sorgulama olduğu için, belli ki morg öğeleri dışında başka unsura yer verilmemiş. Oyun sırasında fondan gelen su damlama sesleri ile gerilim biraz daha artırılmaya çalışılmış. 

Oyunculuklar konusunda ise Beşikçioğlu, Behzat Ç dizisindeki ekibi ile çalışmayı tercih etmiş. İyi tanıdığı ve yıllarca uyum içinde çalıştığı için mantıklı bir seçim. François karakterinin zayıf yönleri ve sorgulamaları için Ayça Eren biçilmiş bir kaftan olmuş.  Henri karakterinde Fatih Artman ise oyunun benim adıma en büyük sürprizi.  Diğer oyuncular, özgün bir karakter yaratamasa da Artman bu sınavı en azından başarı ile geçmiş ve Harun karakterinin üstüne yapışma tehlikesinden kurtulmuş. Ancak artikülasyonundaki sorunlar ve konuşma hızındaki yüksekliği izleyiciyi oyundan koparacak kadar kötü durumda. Sahnenin merkezindeki diğer oyuncular ise zayıf bir performans sergilemiş. Olmamış. Elvin Beşikçioğlu artık İşte Baş, İşte Gövde, İşte Kanatlar’da oynamadığını fark etmeli örneğin. Yeni ve farklı bir karakter yaratmalı. Erdal Beşikçioğlu ise zaten oyunda kısa bir role sahip. Orada da sorgulama yapması gereken bazı sahneler var. “He” ve “La”ları çıkarıp Behzat Ç’deki oyunculuğu devreye sokarak işin kolayını tercih etmiş. 

Mezarsız Ölüler’in Tatbikat Sahne yorumu benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Oyunun dramaturjisindeki sorunlar nedeniyle zaman zaman temposunun yok olduğu, ana eksende geçen öyküde parlayan ve sahneyi alıp götürecek hiçbir oyuncusu olmadığı için bu yorumuyla sıkıcıdan öteye geçemiyor. Son tahlilde şunları söylemeden geçmemeli. Erdal Beşikçioğlu bu dönemde hiç kimsenin cesaret edemeyeceği bir risk alarak özel bir tiyatroyu hayata geçirmiş. Elini gerçek anlamıyla taşın altına koymuş.  Diğer tiyatrolara göre daha önce de söylediğim gibi bir çok avantajla başlıyor. Yakın dönemde, ayakta durmayı başardıktan sonra da, oyunun fiyatının herkesin izleyebileceği seviyeye düşmesi beklentisindeyim. Bu haliyle ve bilet firmalarının “hizmet bedeli” başlığı ile yaptığı sömürü ile fiyatlar şehir standartlarının çok üstünde. Sonuçta Ankara’da her dönem özel tiyatrolar yaşam savaşı veriyor, ancak kaybolup gitmeleri veya yaşadığı sıkıntılar merkez medyada boy boy yer almıyor. Ekibin bu avantajlar ile daha iyi yapımlar sahneye koyacağı ümidindeyim.

Tatbikat Sahne’nin diğer oyunu ise Mayıs ayının sonunda izleyici ile buluşacak. Yeni oyun Tüy Kalem de, Ankara’nın en önemli oyuncularından Durukan Ordu’yu izleme fırsatı sunacak. Onu da merakla bekliyoruz. 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.