Erkek milleti için berberi çok önemlidir. Karısından, sevgilisinden vazgeçebilir ama, berberinden kolay kolay vazgeçmez.  Benim berberim Yeniköy’de idi. Adam Türk. İyi ki Türk. O günlerde Rahmi Koç’un berberi Rum. Günün birinde rum berber Yunanistan’a göçmez mi. Rahmi bey her seferinde traş olmak için Atina’ya uçmak zorunda kalmış. Bakar mısınız işe. Benim böyle bir olanağım yok. Bir rastlantı taa yarım asır önce lise bitirme sınavlarına hazırlanmak için kapandığım ablamın evininin yakınında bulmuştum berberimi, üniversite hocası oldum, çoluk çocuğa karıştım berberim aynıydı. Bana uzaktı ama, gene de Yeniköy’e giderdim traş olmak için. Sonra sevgili berberim ihtiyarladı, kendini emekli etti ve dükkânı kapadı. Yerine sandöviç dükkânı açıldı. Kaldım mı ortada cıscıvlak.

Yeni bir berber arayışındayım. Bu kere bari eve yakın olsun dedim. Aradan yarım asır geçmiş ortada berber dükkânı yok. Hepsi KUAFÖR olmuş. Nasıl gıcığım o lafa. Avrupa dillerinde bile berber dükkânı olan o mekân bizde nasıl Erkek Kuaförü oldu anlamak mümkün değil. Ben kuaförde traş olmam diye direniyorum ama, boşuna.

Birgün bir dükkân camında BERBER yazısı çıktı karşıma. Daldım iceri. Adı Adnan mış, aslen Yalova’nın bir köyünden. Uzun yıllardır Maltepe’deymiş. Adnan zaman zaman tek başına çalışır. Zaman zaman da şimdi rahmetli oldu Kadir adında bir arkadaşı ona eşlik ederdi. Kadir sağolsun berberden çok emlâk komisyoncusu gibi çalışırdı, kendi de mala mülke düşkündü. Bir kalp krizi sonucunda vakitsiz göçtü gitti. Kadir abii iyi bir insandı ama, Adnan kadar mütevazi değildi, gariban hiç değildi. Eni konu köşeyi dönmüş sayılırdı, ama hayatta kalamadı. Bugünlerde bizim Adnan gene tek başına.

Adnan son derece efendi, son derece saygılı, lafı sözü belli, rahat sohbet edilen hatta, dertleşebilinen tam bir berber esnafı. Ayrıca Adnan çok çalışkan. Belediye zabıtasından kaytarabildiğince pazarları bile çalışır. Ama bir türlü iki yakası bir araya gelmez. Sakal, saç, yıkama falan, beş, on, onbeş liralarla ev geçindirmeye çalışır. İki oğlu var. Yetişkinler. İkisinin de iyi kötü birer işi var. Biriyle beraber otururlar. Bir de şirin mi şirin bir torunu var. Epey bir de kredi borcu var. Her traş olmaya gittiğimde yakınır, şikâyet eder. Hem de doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’ı, hükûmeti hedef alarak şikâyet eder ama, sonra gider gene Ak Partiye ve Recep Tayyip Erdoğan’a verir oyunu.

Yaşına ve adına bakarak aileden Demokrat Partili ve Adnan Menderes hayranı olduğunu çıkarsayabiliriz. Adı kuşkusuz ‘Etnan Bey’den esinlenilerek konulmuştur. Taa Demokrat Parti dönemeniden gelen aile geleneğini ve parti mensubiyetini  sürdürür Adnan. Geniş bir müşteri yelpazesi vardır. İşi elverdiğince namazını ve Cumaları aksatmayan Adnan’ın ihtiyar müşterileri emekli cami imamları ve eski Atatürkçü emekli subaylardır meselâ. Orta yaşlılar daha geniş bir yelpazedir. Genç müşterileri pek devamlılık göstermezler.  Ama asıl ilginç olanı Adnan’ın dükkânına gelip giden, uğrayıp bir çayını içen, oturup uzun uzun sohbet eden çevre sakinleri ve arkadaşlarıdır. Zamanla ben de hemen hepsiyle tanış oldum. Bu tanış takımı doğal olarak traşlarını da Adnanda olurlar ama, içlerinde günün yarısını dükkanda geçiren çok hoş kişiler vardır. Adnan’ın berber dükkânı, bir berber dükkânı olduğu kadar 60 lı, 70 li yıllarda Milliyet Pazar ekindeki ‘Cemil’in Kahvesi’ misâli bir yerdir. Ve Adnan dışında hemen hepsi de muhalif takımından, kimi kemik CHPli dir ve Adnan’a çok takılırlar. Sohbetlerin neredeyse tamamı bu minvaldedir. Ama, Adnan gene gider oyunu Ak Partiye verir.

2002 yılında AKP iktidara geldiğinde Adnan çok keyifliydi. Zannetti ki, herşey güllük gülistanlık olacak. Sonra Recep Tayyip Erdoğan için yasalar değişti, milletvekili oldu, başbakan oldu, Adnan uçuyor. Adnan demiştim sevinme, sonumuz felâket. Nasıl olur abi bak göreceksin huzur gelecek, istikrar gelecek, vesayet kalkacak, adam civa gibi memleketi kalkındıracak v.s. Adnan demiştim olmaz. Niye olmasın abii. Olmaz çünkü, adam cahil, devlet adamlığı nosyonu yok, sonumuz felâket olur. Tabii asla kabul etmedi. Her zamanki efendiliğiyle, olur abi olur, bak her şey güzel olur dedi geçiştirdi. Ama ne var ki, her geçen gün, her geçen yıl ve her seçim döneminden sonra Adnan’ın keyfi daha çok kaçtı, derdi ve borçları arttı, daha çok şikâyet eder oldu. Dükkân müdavimleri Adnan’a daha çok takılır oldular, ama o gene de oyunu AKP ye verdi. Adnan niye böyle yapıyorsun dedikçe de Abi ben Yalova’lıyım anlamam der geçiştirirdi.

Neyse, yapacak bir şey yok. Oy onun, irade onun.  Bu sefer hani Muharrem İnce de Yalovalı, hemşehrisi ya.. Son bir umudum vardı ama, bu şeçimde de Adnan gene oyunu AKP ye ve Recep Tayyip Erdoğan’a verecek. Üstelik Muharrem İnce’yi beğendiğini de söylüyor.

Adnan tek örnek değil. Adnan gibi çok insan var ve hemen hepsi zararsız, kendi halinde, dürüst ve çoğu emeğinin karşılığını tam alamayan gariban insanlar. Ama bu fenomen nedir anlaşılır gibi değil. Siyaset bilimcilerinin, psikolog ve sosyologların bunu incelemesi gerekir. Ama öyle laf kalabalığıyla ahkâm keserek , aklına geleni söyleyerek, üstünkörü gevezelik edercesine değil. Çok ciddi incelenmesi gerekir. Hatta sırf bu fenomen üzerine üniversiteler arası bir araştırma grubunun, çok yönlü bilim dalları ile çok ciddi, çok geniş bir çalışma yapması gerekir. Bizim gibi ortalama insanların aklı havsalası almıyor bu işi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sa 2018-06-09 03:16:33

Youmum:
Adnan 40 yıldır MİT mensubu.