Geçtiğimiz günlerde İETT’den alışılmadık bir telefon aldım. “Bulunduğunuz bölgedeki otobüs hattı ile ilgili bir toplantı düzenliyoruz. Sizi de davet etmek istiyoruz.”

Doğrusu önce anlamakta zorluk çektim. Bu neyin toplantısı? Neden toplantı yapıyorlar ve dahası, bayram değil seyran değil bu İETT beni neden arıyor?

Neden sonra; her gün bizzat yaşadığım tartışmalar, kapanmayan kapılar, balık istifi seyahatler ve Beyaz Masa ile kurduğum akıl almaz diyaloglar zihnimde canlanmaya başladı. Tamam konu bu ama hayırdır inşallah, diyerek katıldım toplantıya.

Toplantı salonu kalabalık ama kimi yüzlere aşinayım. Aynı otobüsün talihsiz yolcuları. Anlaşılan sorunlu otobüsün sorunlu yolcuları ile bir toplantı bu. Neyse yalnız değilim en azından… 8 ‘sorunlu yolcu’, 6 İETT personeli.

Toplantı bir sunumla başladı. Önce en çok şikayet aldıkları yolculara hangi kanalla ve nasıl şikayet edebilecekleri anlatıldı! Ardından bu hattın hangi saatlerde, kaç yolcu taşıdığı vb. istatistikleri gösterildi. Her gün saatlerce gelmeyen otobüslerin istatistiği bir garip olsa da daha garip olanı, istatistiklerin basılan akbiller dikkate alınarak yapılmasıydı. Zira saatlerce bekleyip, dolu geldiğinde binemeyen ve dolayısıyla akbil basamayanların burada da şansı yaver gitmemiş ve istatistiğe girememişlerdi. Onlar zaten hiç yaşamamıştı!

Neyse dönelim toplantıya… Kurumu temsilen katılanlar ilginç bilgiler de paylaştı toplantıda.

Örneğin, bir çok sorunun farkında olduklarını ancak çözümün finansa dayalı olduğu ve kaynaklar oranında çözüm üretebildikleri gibi… Hurdaya çekilen Hollandalı metrobüsler konuya açıklık getirebilirdi aslında ama bu gündem dışıydı tabi!

Ya da ALO 153’e gelen telefonların %60’nın İETT ile ilgili olduğu gibi… Kurum temsilcileri bunun çoğunluğunun bilgi talebi içeren telefonlar olduğunu söylese de mağdur yolcuların sorusu havada asılı kaldı:

“Sizce insanlar İETT’yi sadece meraktan 'otobüs ne zaman geliyor’ diye mi arıyor?”

Kuruma ait ilginç bilgiler uzun sürmedi. Zira toplantıya katılan yolcuların bilgileri İETT’ninkinden daha renkli ve gerçekçiydi. İşte bunlardan birkaçı… Kimbilir belki size de tanıdık gelebilir.

“Otobüse binmeyi becerebilen şanslı azınlık olarak tek ayak üstünde seyahat ediyoruz. Otobüste herkesle akraba olacak kadar samimiyiz. Sokakta el ele dolaşanların ahlak bekçiliği yapılırken, bu şekilde yolcu taşımak daha mı etik bulunuyor?”

“Her şikayetimize yanıt olarak gelen ‘İstanbul trafiği’ni İETT yeni mi keşfetti?”

“Engellilerin İETT ile seyahat etmesi bir lütuf olarak mı görülüyor? Şoförlere neden eğitim verilmiyor? İnmek ya da binmek için neden yalvarmak zorunda kalıyoruz?”

“Durakta engelli olduğunu şoförün bilmesi ve ona göre yanaşması için, durağa bir buton koymak çok mu zor?”

“2,65 TL’lik akbille kim zengin ediliyor da hala finansmanın olmadığından bahsediliyor?”

“Balık istifi yerine insanca seyahat etmek hakkımız değil mi?”

Sorular uzayıp gidiyor. Ve çoğu zaten aşina olduğunuz sorular ve sorunlar…

Toplantı kurum temsilcilerinin çözüm için gerekeni yapacakları, konuyu üstlerine aktaracakları ifadeleriyle son buldu. Ancak 2,5 saatin sonuna gelindiğinde kurum temsilcilerinin çaresiz yüz ifadeleri sonucun da fotoğrafıydı adeta.

Kimbilir belki ben yanılıyorum. Malum seçim sathına girdik. Her an her şey olabilir…!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.