Yazımı sergideki hiç bir fotoğrafı kendi kadrajlarıyla sizlere sunmadan tamamlamak istiyorum.

Okurlarım bilir, yazılarımda çok fotoğraf kullanmayı severim. Bu yazı da bir fotoğraf sergisi yazısı olmasına, gezdiğim sergi sizlerle paylaşmaktan çok tat alacağım fotoğraflardan oluşmasına rağmen bunu yapmayacağım. Bu yazımda hiç sergi fotoğrafı kullanmayacağım.

"Bu sergi, sergilenme biçimleri dahil, en ince ayrıntısına kadar düşünülerek planlandı. Baskı boyutlarında biraz daha büyük yada küçük çok şey kaybettiriyordu. Kareler, boyutlar, panoramalar böyle ortaya çıktı, anlatımıma katkısı olduğunu düşünüyorum. Fotoğrafların önünde yansımalı camlardan kullanmayı tercih ettim, çünkü istedim ki izleyen fotoğrafların içinde kendini görsün, konu ile bütünleşsin" Kamil Fırat'tan bu sözleri duyunca bu serginin fotoğraflarının mutlaka galeride, sunuldukları biçimde izlenmelerinin gereğine inandım. Sizlere de bunu öneriyorum.

Kamil Fırat'ın Atlar&Kentler sergisi İstanbul Maçka Caddesindeki Milli Reasürans Sanat Galerisinde 10 Haziran 2017 ye kadar görülebilir.

Sergi Anadolu topraklarında farklı uygarlıkların oluşturduğu kentleri ve o kentlerin at imgelerini, fotoğraflarla ve metinlerle bize taşıyor. 50 ye yakın antik kentte sürdürülen fotoğraflama çalışmalarının bir bölümü sergide yer almakta. Yurt dışında da sergilenmesi planlanmış. Corpus Yayınlarından çıkan kitabı serginin metinlerinin tümünü içermekte.

Anadolu Uygarlıkları sanat disiplinleri için her zaman vazgeçilmez konulardan biri olagelmiştir. Fotoğrafta da bunun ören yerleri fotoğraflarının ötesinde bir yaklaşımla ele alınması çok çarpıcı, etkileyici bir sonuç ortaya çıkarmış. Bu sonuçta bütün fotoğraf çekim çalışmalarının analog yapılmasının da payı olduğu gözlemlenebiliyor.

"Başlangıçta antik kentlerdeki fotoğraf çekimlerimde, oralarda neler kalmışsa onların estetiğinin peşinde yaklaşımlara sahiptim. Giderek Anadolu topraklarının bu birikiminin kendi iç öyküleri beni etkilemeye başladı. Tüm kentlerdeki ortak imgelerden biri olan at ile kentlerin ilişkisine yoğunlaşmaya karar verdim." 15 yıl devam eden bir çalışmanın gelişim sürecini böyle özetliyor Kamil Fırat.

Sergide fotoğraflarla birlikte sunulan metinler bu öykülerin ve duyarlılığın ipuçlarını taşıyor.

"Phaselis

...İlginçtir ki liman kentlerinin kaderi, gemicilerin kaderi gibidir. Hem her yere aittirler hem de hiç bir yere.

Atlar bunun tam tersidir. Onlar kendilerini toprağa ve sahibine ait hisseder....

Bir at , her zaman ,doğduğu , ait olduğu yerde ölmeyi düşler...."

"Aphrodisias

....Atölyenin giriş kapısının üstünde , beyaz mermer üzerine " Taşa ait olan , taşın içindekini açığa çıkar ." yazısı dikkat çekiciydi....

O burun kıvrılan taş, sonsuza doğru akan bir at olmuştu .O mavi taş , heykeltıraşın deyimiyle , içindeki atı dışarı vurmuştu...."

"Efes

...Artemis Sunağının kenarlarına yerleştirilmiş at heykellerinden biri tüm tarihin tanıklığını , yüzünde ve gözlerinde geleceğe taşımıştı . Onun yüzündeki çizgiler , tarihin kaydıydı...."

Sergi içinde sergi.

Öneririm; rahat incelenebilmesi için özel olarak tasarlanmış sehpa/masası üzerinde sunulan artbook'un sayfalarını beyaz eldivenleri ellerinize geçirerek tek tek inceleyin. Sergi içinde ayrı bir serginin biçiminin albenisi ve fotoğrafları tek tek bütün detaylarıyla dokunarak inceleme size başka hazlar yaşatacaktır.

"Nal sesleri sönüyor perde perde,

atlılar kayboluyor güneşin battığı yerde!

Atlılar atlılar kızıl atlılar,

atları rüzgâr kanatlılar!

Atları rüzgâr kanat...

Atları rüzgâr...

Atları...

At...

Rüzgâr kanatlı atlılar gibi geçti hayat!"

ve

" Dörtnala Gelip Uzak Asya'dan,  Akdeniz'e bir kısarak başı gibi uzanan "

ve

"Alev bilekli süvariler kamçılıyor, şaha kalkan atlarını "

ve

" nokta nokta damara batan kocaman başlı bir nalın çivisi gibi deli gözbebekleri "

ve

" al atlarımız emperyalizmin göbeğini nallıyor "

ve

"Ben değişmem en halisüddem Arap atına; saatte yüz on kilometrelik süratini demir raylarda koşan, demir beygirimin."

Nazım Hikmet

Kaynaklar Atların evcilleştirilmesi ile kentlerin ortaya çıkışlarının aynı tarihlere denk geldiğini göstermekte M.Ö. 3500/4000 yılları. Böyle bir başlangıç ve iç içe geçiş insanlığın gelişimini etkilemiş ve bunun izleri bugüne ulaşabilmiştir.

Bu sergi gezintim sonrası; at imgesini şiirlerinde defalarca kullanan Nazım Hikmet'in duyarlılığı ve imge kullanma becerisi aklıma geldi.

Kim bilir sizler sergiden hangi duyarlılıklarla ayrılacaksınız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.