Hava karlı, Toma sulu, gaz biberli, mermi plastikli, bomba sesli, demokrasi zulümlü, halk direnişli.

İklim kara kış.

Hoşçakal eski yıl.

Hoşgeldin yeni yıl.

Endişeliyim…

Özellikle Recep Tayyip Erdoğan'ın, Hitler rejiminin başkanlık sistemi örneklemesi/öykünmesi akabinde, polislerce Cizre'de kimyasal silah tehdidi anonsları yapıldığı söylentileri, manidar ve ürkütücü. Ben çok endişeliyim. Kimyasal saldırı yaşarlarsa nasıl korunabilirler? Bu konuda onlara neler önerilir, bilmiyorum; ama ciddiye alıyorum bu tehdidi.

19 Aralık cezaevi operasyonlarını unutmamalıyız. Ağırlıkla siyasi davalardaki tutsakların kaldığı, son olarak Can Dündar ve Erdem Gül'ün konduğu F Tipi cezaevlerine karşı sürdürülen açlık grevlerini bastırmak için yapılan operasyonlarda kimyasal silah kullanarak, katlettiler cezaevindeki tutsakları. Yakın geçmişte hem de İstanbul'da herkesin gözü önünde, yani bu ülkede kimyasal kullanıldığı gibi, Suriye'de Sarin gazı kullanımı konusunda da müsebbibe ilişkin kanaatlerin gerçek olma ihtimali hayli yüksek.

Bir yandan panik yapıp, halkın psikolojisini bozmak istemesek de, riski de göz ardı etmemeli diye arkadaşlarımın internette bulduğu savunma korunma yöntemlerine ilişkin linkleri yolladım Cizre'dekilere.

Endişeliyiz…

Çünkü bugün Hitler rejiminde de başkanlık sistemi uygulaması örneğini vererek ne yapmak istediğini söyledi. Üstün Alman ırkının iktidarı için Hitler'i destekleyen Almanlar da Hitler sonrası "gaz odalarını bilmiyorduk " dedi. Ciddi bir endişe yaşıyorum. 19 Aralık günündeki gibiyim. Nasıl engelleyebiliriz Uluslararası baskılar bile işe yaramaz durduramaz gibi sanki.

Çok endişeliyim.

 #endişeliyiz

Yıl 1991.

Birinci körfez savaşı günlerinden beni çok etkileyen bir çocuk haykırışı. Ezgi'ye hamile idim ve Ortadoğu'daki çocukların yaşadığı zulmü kalbimde ve karnımda duyumsuyordum. Saddam'ın kimyasal silah kullanabileceği söylentisi Kürt halkını yollara dökmüş, kışın ayazında on binlerce insan, dağları tepeleri aşmış Türkiye sınırlarında ser-sefil perişan olmuşlardı.

O günlerde ahşap üzerine bu çalışmayı yaptım. Ezgi üç buçuk dört yaşlarındayken evimizde asılı duran bu resim hakkında sorular sordu:

''Çocuk niye ağlıyor?''

''Kötü adamlar komşularını öldürmüş, onlar da evlerini terk edip kaçmışlar. Evleri yıkılmış ve soğukta kalmışlar. Bunun için ağlıyor''

''Bizim komşularımıza kimse bir şey yapmasın, ben onlara bakmaya gidiyorum.'' diyerek hemen daire kapısına yöneldi. Komşumuzun bir bebeği vardı, onu görüp 'iyi mi?' emin olmak istiyordu. Küçükken bu tür duyarlılıklar geliştirmek, ne kadar doğru bilmiyorum. Ama küçük çocukların çok acı çektiği bir dünyada duyarsızlığın geldiği nokta çok kahredici. Ezgi'm komşularının acısına arkasını dönmemeyi çok küçükken öğrenmişti. Şimdi bir kimyasal katliam korkusu yaşanırken, Hitler öykünmeleri yapılırken o yine komşu çocukların yanında. Benim uzağımda.

Ve ben çok acı çekiyorum…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.