Önce Almanya ardından Hollanda... sırada Danimarka var. Tüm Avrupa işi gücü bıraktı bizimle uğraşıyor. Her biri üst düzey Türk akınına karşı siper aldı. Set kurdu barikatlarda direniyor: Türkler Giremez!

Yavaş… sakin… Ne çabuk gaza geldiniz, ne hızla ayağa kalktınız öyle. Durun hele, şöyle sakince bir oturalım. Bakalım, şu hızlandırılmış bir hafta içerisinde neler yaşandı? Filmin sonuna gelmeden konuyu anlayalım hele bir…

Her şey, aynı zamanda bakan da olan AKP’li Bekir Bozdağ ve ardından Nihat Zeybekçi’nin Almanya’ya gitmek istemesi ile başladı. Bozdağ ve Zeybekçi, referandum propagandası için valizlerini toplamış gitmek üzere hazırlanırken  Almanya “Hayır, olmaz” dedi. İşte perde tam burada açıldı.

Yıllardır muhalefet yüzü görmeyen dolayısıyla muhalefet edilmeye alışık olmayan AKP’liler, bu cevap karşısında tam anlamıyla çileden çıktı. Vay sen misin hayır diyen… ne Naziliği kaldı Almanya’nın ne ırkçılığı… Hatta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bile ilk sözü “Oraya gelirim, beni içeri almazsanız da dünyayı başınıza yıkarım” oldu. Neyse ki Almanya, gazetecisi Die Welt temsilcisi Deniz Yüksel'in Türkiye tarafından tutuklanmış olmasına rağmen, nazik davrandı da fırtına çok büyümedi. En azından ilk perdede durum bu seviyedeydi. Burada kalacağını umut ediyorduk.

Ama AKP’liler gözünü Avrupa’ya dikmişti bir kere…

‘Bakanlar ilk hedefiniz Avrupa!'

Almanya’nın ardından Hollanda, Avusturya ve Belçika… Bavullar hazırlanmış, hazır kıta bekliyorlardı bakan düzeyindeki tüm AKP’liler. Ve ikinci ‘Hayır’ seçim arifesindeki Hollanda’dan geldi:  Şimdi olmaz, sonra… Alışmamış tabi bizimkiler, “Nee, ne demek olmaz” diyerek düştüler yola. Uçak iptal oldu atladılar arabalarına. Ne pahasına olursa olsun o Hollanda’ya girilecek, o kadar…!

Patron destek çıktı, arkalarından sular döküldü, sırtları sıvazlandı… Türkiye yetmedi Hollanda sokaklarına çağrılar yapıldı. Ülkede kayıplara karışan demokrasi Hollanda’da aranmaya başlandı. OHAL bile ilan ettirildi. Ve bakan da olan AKP’lilerden biri, bin türlü entrikayla kapıya kadar ulaştı. Polisi atlatamadı ama ‘mağdur’ olarak ülkeye dönmeyi başardı.

Bunun için boykot da yaparız, ilişkileri de askıya alırız!

Ve başladık AKP’lilerin öncülüğünde vatan, millet edebiyatına: Nasıl bizim hükümetimize, bakanlarımıza böyle bir muamele yapabilirler! Türk düşmanı bunlar. Zaten Türkiye Cumhuriyeti’ni çekemiyorlar. Tez zamanda bu gavurlara haddini bildireceğiz.

Dünya gündeminde ilk sıralara yerleştiğimiz şu günlerde durumun kabaca özeti budur…

Şimdi şu atarlı giderli halleri bir yana bırakırsak… Bu vatandaşlarımız Avrupa kapılarını niye zorladı? Uluslararası görüşmeler yapmak ya da uluslararası bir toplantıya katılmak için mi?  Ya da ne bileyim, batan ekonomimize bir çare bulmak, mülteci soruna çözüm üretmek için mi? Herkesin bildiğini ancak birbirimizden saklarız, gayrısı her şeyi görür. Bu durumda kör numarası da bir işe yaramaz. Gerçek nettir.

Tüm bu kişiler bakan ya da başbakan olarak değil, birer AKP’li olarak; AB yasaları ve dahi kendi yasalarımızca da yasak olan siyasi propaganda yapmak üzere, Avrupa kapılarına dayanmışlardır. Kendilerinin de ifade ettiği gibi, referandum ile gelecek yeni sistemi anlatmak ve EVET oyu istemek için. Yani referandumda taraf olan bir siyasi parti olarak propaganda yapmak için. İyi de bunun ülkemin çıkarları ile ne ilgisi var? Üzülerek söylüyorum cevap: Resmi olarak hiç, rezillikse diz boyu…

Durum vahim anlayacağınız…

Mağdur edebiyatı ile beslenen Erdoğan ve AKP’nin, yeni düşman bulma sevinciyle ağlamasını anlayabiliyorum. Ana muhalefetin bu mağduriyet edebiyatını beslememek adına yaptığı iptalleri de… Ama “Rencide olduk, hükümetimize yapılan bize yapılandır, ilişkileri derhal askıya alın” efelenmeleri de ne oluyor? Buyrun askıya alındı, şimdi ki talebiniz nedir?

Yahu bu partide cesurca çıkıp "Günlerdir kamuoyunu meşgul eden bu kişiler, seçim sürecinde EVET propagandası yapmak üzere Avrupa’ya gitme teşebbüsünde bulunmuşlardır ve HAYIR cevabı almışlardır. Bu durum devletimiz ve milletimiz ile ilgi değildir. Aksine bu propaganda için devletin olanaklarını ve temsiliyetini kullanmaya kalkarak uluslararası alanda ülkemizi zora düşürmüş ve itibarını zedelemişlerdir. Görevlerini kötüye kullanan bu kişiler hakkında derhal soruşturma başlatılmalıdır" diyecek kimse yok mu allah aşkına?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Kadir 2017-03-14 21:34:45

Şeref yoksunu, göçü perdelenmiş, kalbi hakikate kapalı, Ak parti ve Tayyip düşmanlığından Türkiye'yi bile pasta çıkaracak kadar seviye yoksunu bir anlayışın hezeyanlarıdır bu yazılar

Avatar
Mehmet Demirok 2017-03-14 21:57:57

Muhalefet muhalif değil sadece iktidar olmamak için çırpınan ve iktidar olmaktan adeta ödü kopan zavallı bir güruh. Çünkü uluslararası sermaye onlara halâ yürü ya kulum demedi. Ben size sorayım o halde Türkiye de Muhalefet mi var da itiraz edebilsin?.

Avatar
Mehmet Demirok 2017-03-14 22:02:22

Muhalefet muhalif değil sadece iktidar olmamak için çırpınan ve iktidar olmaktan adeta ödü kopan zavallı bir güruh. Çünkü uluslararası sermaye onlara halâ yürü ya kulum demedi. Ben size sorayım o halde Türkiye de Muhalefet mi var da itiraz edebilsin?.