Bugünlerde en çok aranan şey adalet.  Tecelli etmeyen adaleti bekleyenlere her gün yenileri eklenince adeta bir kartopu etkisiyle çığ gibi büyüyor arayış.  Öyle ki bir ülkenin ana muhalefet partisi lideri bile bunun için yollara düşüyor. Bu yürüyüş çok şey anlatıyor aslında… ama bu daha başlangıç. Zira adalet hala ortalarda yok!

İşte Soma … Dünyada eşi görülmemiş bir katliam. Göz göre göre ve dahi bile isteye madene gömülen 301 insan… ve o insanların 425 gündür adalet bekleyen aileleri.

Geçtiğimiz günlerde bir duruşma daha yapıldı Soma Davası ile ilgili. Üstelik artık kararın verilmesi bekleniyordu. İşin hukuki tarafını çok iyi bilmem ama davada uzun yollar katedilmişti. Tüm deliller avukatlar tarafından en ince ayrıntılar gözetilerek dosyaya konmuş, maden sahipleri tutuklanmış, savunmalar yapılmış, iş artık savcının mütalaasına kalmıştı. Yani anlayacağınız artık karar verilecek ve adalet kendine Soma ‘da bir yer bakınacaktı. İyi ya da kötü…

Tam o günlerde konuştum Soma Davası avukatlarından Evren İşler’le. ‘Zorlu bir dava olduğunu ama artık sona gelindiğini’ söylemişti… ki… tam o sırada davanın savcısı değişti. Zaten bir kez  davanın başında olan savcı değiştirilmişti. Sanıkları dinleyen ve keşfe katılan savcı alınmış yerine bir başka savcı gelmişti. İkinci gelen savcı, aralık ayından bu yana mütalaa vermiyordu. Duruşma sırasında, mütalaasının hazır olduğunu söylemiş, sonra vazgeçmişti. O günden bugüne 7,5 aydır kendisinden mütalaa bekleniyordu. Şimdi o savcı da gitti yerine yenisi geldi. Bunun anlamı yeni savcı, davanın başından bu yana yapılanları yani tüm o dosyaları baştan sona yeniden incelemek zorundaydı ve bu da zaman demekti. Özetle son düzlükte at değiştirilmişti.

Buna rağmen umutluydular...  Yeniden görüştüğüm Avukat İşler “Evet savcının değiştirilmesi çok önemli ancak Mahkeme heyeti başından bu yana tüm dosyaya hakim, üstelik şu ana kadar adil bir yargılama yaptılar. O nedenle çok da umutsuz değiliz” demişti.

İşte biz bunları konuşurken ve mahkemeye tam bir hafta kalmışken bu kez de o mahkeme heyeti bir gece vakti davadan alındı.

Ve Soma’da karar bir başka bahara kaldı… 17 Ekim.

….

Peki şimdi ne olacaktı? Neden ayan beyan ortada olan katliam ve sorumluları için, mahkeme salonlarında adalete kılıf aranıyordu?

“Türkiye adalet tarihinde ilk defa iş cinayetleri ile ilgili açılmış bir davada, gerek patronlar ve gerekse o işletmelerin birincil derecede sevk ve idaresinden sorumlu olanlar, bu kadar uzun süreli bir tutuklama ile karşı karşıya kaldılar. Bu tutuklulukların devam etmesini sağlayan şeyse aslında kamuoyu baskısı ve bunu sağlayan da ailelerin bil fiil mahkemelerine sahip çıkmasıydı. Ve tutukluluk hali devam ediyor hala.

Bu davadan çıkacak olan bir sonuç ciddi bir içtihat oluşturacak. Yani bugüne kadar iş kazası diye geçiştirilen, 3 yıldan fazla neredeyse hiç kimsenin ceza almadığı bunun da önemli ölçüde paraya çevrildiği bir sürecin dışında, ilk defa patronlar ve birinci derecede sorumlu olanlar birden fazla müebbet hapisle yargılanıyorlar. Eğer davanın açılışında talep edilen, özellikle mağdur aileleri avukatlarının talepleri mahkeme tarafından kabul edilirse; sistemde, üretim ilişkilerinde ciddi bir farklılaşmanın, yeni yönetmeliklerin, tüzüklerin ve uluslararası normların yeniden gündeme getirilmesinin önü açılacaktır. Doğal olarak bu Soma’daki üç tane beş tane insanın cezalandırılması ile bitecek bir şey değil. Etkisi çok fazla olacak. Başkaca davalara da etki yaratacak. Tabi istenildiği gibi biterse. Peki, biter mi? Biraz muamma gibi görünüyor. Çünkü zaten bu dava adalet bakanlığı başta olmak üzere devletin yukarıdan aşağıya baskısı ile karşı karşıya.”

Bu sözler Adalet Yürüyüşü’ne Somalı ailelerle birlikte katılan  Sosyal Haklar Derneği üyesi Kamil Kartal’a ait. Yol boyu hem yürümüş hem konuşmuştuk. Şimdi bu sözler yeniden bir anlam kazandı benim için.

Tüm bunlardan sonra umutsuzluk mu? Asla… Somalı ailelerde gördüğüm kararlılıktan sonra, değil görevden almalar, salonu kapatsalar nafile… Çünkü o aileler artık sadece kendileri için değil, başka anneler ve çocuklar için de direniyorlar. Bunu en sert sözlerle anlatmıştı Elmas Ana  Adalet Yürüyüşü’nde:  Acımı sana anlatamam. Oğlumu benden aldılar. Ben sana hakikati diyeyim mi, ceza almışlar almamışlar aslında benim için hiç önemli değil. Çünkü oğlumu geri vermeyecekler. Ama benim derdim başka anneler, başka çocuklar. Öyle canım yanıyor ve hiç geçmiyor ki, onların da canı böyle yanmasın diye adalet istiyorum. O yüzden en ağır cezaları bir an evvel almalarını istiyorum.

Evet ben de istiyorum. Elmas ananın gözlerindeki acıyı bir daha başka kimsede görmeyeyim diye istiyorum.

Olmaz mı?

Sahi adalet Soma’ya kaç km uzakta?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.