Sayın Başbakan abidik gubidik dedi. Beni çok eski günlere götürdü. On yıllardır bu deyimi duymamıştım. Oysa gençliğimde altmışlı yetmişli yıllarda hemen her gün kulağıma çarpardı. Daha çok Yeşilçam ortamında kullanılırdı bu söz. Beyoğlu’nun yan sokaklarında yankılanırdı.

Hani Yeşilçam sineması deriz ya, aslında bence yanlış. Beyoğlu sineması demeliyiz. Ama deyim olarak yerleşmiş bir kere. İşte böyle yanlış deyimler söz dağarcığımıza yerleşiveriyor ve atılması pek mümkün olmuyor. Yeşilçam rahmetli Emek sinemasının köşe yaptığı doksan derece açıyla dönen kısacık bir sokak. O sokakta iki üç filim yapım yazıhanesi vardı. Yeşilçam sinemasının yapım firmaları ve hizmet mal tedarikçileri ise o civardaki Beyoğlu sokaklarına geniş bir şekilde yayılmışlardı. Yılda üçyüzü aşkın filmin çekildiği o yıllarda bu sokaklardaki hemen her dükkan sinemayla ilgili bir iş yeriydi. Ya ışıkçı, ya kamera kiralayıcısı, ya prodüksiyon hizmetleri veren bir yer, ya ekipman tamircisi. Ünlü figüran kahvesi de alt kademe insan tedarikçisi, adeta geçici bir insan pazarıydı. Doğal olarak hızlı yükselen bu yapım sayısında bu tedarikçiler günlük fırsatlar peşinde koştular kurumsallaşamadılar, nitelik kazanamadılar, sayısal olarak nicelik yüksek idiyse de eleman ve malzeme konusunda geri kaldılar, bir çeşit lümpenlikten kurtulamadılar. Tiyatrodan yavaş yavaş uzaklaşıp sinemaya merak sardığım yıllarda, oralarda takıldığım ve ufak tefek işler yaptığım günlerde bu nitelik eksikliğinden dolayı bu ‘abidik kubidik’ sözünü çok duyardım. Yankılanırdı Beyoğlu sokaklarında. Çünkü gerek insan malzemesi, iş gücü ve gerek ekipman bu hızlı furyada çoğu kez niteliksiz sunulurdu ihtiyaç sahibine. Yönetmen ve kamera sorumlularının bazen kızgınlıkla nereden geldi bu abidik kubidik adamlar veya malzeme lafını çokca işitmişimdir. Kırk yıldır duymamıştım bu sözü. Sağolsun, ömrü uzun olsun Başbakanımız bana o eski günleri hatırlattı.

Ancak bu kere kullanılış yeri ve şekli oldukça mânidar ve pek de uygun değil. Ülkenin en üst düzey işlerinin yürütüldüğü bir kurumun teşekkülü ve bu kurumun başındaki kişiler hakkında söylendi bu söz ve doğrusu çok şaşırdım. Sayın Başbakan aynen şöyle dedi: “Seçimde mevcut sisteme göre siz hükümeti seçemiyorsunuz, sadece meclisi seçiyorsunuz. Kim bakan olacak, kim başbakan olacak buna karar veremiyorsunuz. Sonra orada abidik kubidik bir takım işler oluyor, bir bakıyorsunuz hiç aklınıza gelmeyen biri başbakan olmuş.” Çok talihsiz bir açıklama, hele bizzat bir başbakanın ağzından. Ayrıca, gelecek sistemde bu işlerin nasıl olacağı, yeni sistemin ne getireceği ne götüreceği ve bu abid ve kubid meselesinden nasıl arınacağı konusunda bir şey söylememiş olmasıyla da tümden havada kalmış bir söz. Argo olarak nitelemek dahi zor.

İşe bir de hükûmet ve başbakanlık cephesinden bakacak olursak insan kim bu abidik gubidik işler sonunda başbakan olan abidik kubidik kişi diye merak ediyor. Ben şahsen kimseye pek yakıştıramadım. AKP iktidarından önce başbakan Sayın Bülent Ecevit, başbakan yardımcısı başka güçlü bir parti başkanı Devlet Bahçeli. Ondan önceki yıllarda en uzun başbakanlık yapmış olan beğenirsiniz beğenmezsiniz ama, önemli bir yeri olan Sayın Süleyman Demirel, ANAPın lideri Turgut Özal. Bu kişilerin bu nitelemeyle yakından uzaktan bir ilgisi olacağını söylemek zor. Peki son onbeş yıldır kim başbakan. Sırayla sayalım. Abdullah Gül, Recep Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu, Binali Yıldırım. Şimdiki başbakanımız

Sayın Binali Yıldırım beyefendi sözünün arkasında durmalı ve tamamlamalıdır. Yakın tarihimizde, bu 1982 anayasasının yürürlüğe girmesinden bu yana gelmiş geçmiş hangi başbakan ya da başbakanlar bu anayasadaki parlamenter sistem nedeniyle abidik kubidik işler sonucunda abidik kubidik başbakan olmuştur? Hatta ondan önce de. Ben böyle birini bulamadım ve merak içindeyim.

Ayrıca, sunulan yeni sistemde zaten başbakan olmayacak da, bakanları seçmenin belirleyeceği konusunda hiçbir ibare yok, tam tersine kim olacak, nasıl seçilecek önceden kestirmek, bakan toto oynamak bile olası değil. Başkan seçilen keyfine göre istediğini bakan yapacak. İşte asıl o zaman bir de bakacağız hiç aklımıza geleyen kişiler bakan olmuş ve şaşırıp kalacağız.

Son onbeş yıllık AKP iktidarı döneminde politik söz dağarcığımız oldukça genişledi. Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde tencere, tava, cezve, tuzluk gibi  oldukça çok sayıda mutfak malzemesi girdi sözlüğe. Bir de çapulcu. Çapulcu şimdi evrildi teröriste dönüştü. Altmışlı seksenli yıllarda halk ağzında ‘anarşik’ e dönüşen ‘anarşist’ lafı revaçtaydı, şimdi ‘terörist’. Ne var ki, bazı sözcükler kendi anlamsızlığı ve saflığı dışında çok büyük travmalara neden olabilir. Bu anarşist lafı gencecik değerlerimizi idam sephasına kadar götürmüştü.

Bu söz de politik literatürümüze eklenmesine eklendi ve sözcük dağarcığımız genişledi genişlemesine de, tıpkı Yeşilçamda olduğu gibi bir nitelik nicelik sorunun işareti midir acaba diye endişe ediyorum.

Ne diyelim sonumuz hayırlara vesile olur inşaallah

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sadi Güçlüer 2017-03-13 14:15:30

Yeşilçam Rahmetli Öztürk Serengil ve onun bir filmde söylediği şarkı: "Abidik kubidik twist!" Bir de gene onun
repliği:
"Perree herr kepiyi eçeerr!"