Kendimizi kandırmayalım. 2019 yılında yapılacak olan cumhurbaşkanlığı seçimi için nasıl bir aday belirlenir ya da neler yapılırsa kazanılabilir türünden bir tartışmanın anlamı kalmamıştır. Daha önceki yapılan seçimlerde,  AKP adına devlet çeşitli baskılara ve devletin rüşvet babında yardımlarına tanık olduk. Ancak, 16 Nisan referandumunda, bu eşitsizliklere devasa bir faktör daha eklendi: Yüksek Seçim Kurulu. Çok dar bir EVETÇİ kesim dışında (YSK tam olmasa bile, usulsüzlük konusunu kabul etti )neredeyse herkesin hem fikir olduğu konu: Bu seçimde yaygın bir usulsüzlük ve hile yapıldığı, seçimden HAYIR oyu çıktığıdır.

Hani çok anlamlı bir atasözümüz, sanki bu günü tarif etmiştir: Tuz bile artık koktu. Artık yargıya bile güvenmiyoruz. Çünkü bilmeden değil, bilerek yanlış ve taraflı kararlar veriyor. Hele HSYK’nın yeni yapılanması tamamlandıktan sonra: Hiçbir karar, AKP ve Erdoğan’ın istem dışında çıkamayacaktır.

Polisin yapılanması, hâkim ve savcıların yapılanması ve TSK’nın yapılanması Erdoğan’ın şekillendirmesi ile tamamlanmıştır. Bunun üzerine, YSK da bu kervanın yeni rotasına eklemlenince; gidilecek yerin adını hepimiz biliyoruz.

Bundan sonra seçim yapmanın bir anlamı kalmamıştır.

Bu ülkede pek çok sağcı iktidar gelmiştir. Ancak, AKP iktidarını, diğerleri ile karıştırmamalıyız. AKP ve Erdoğan iktidarı, bu ülkeyi yaklaşık yüz yıllık çizgisinden (pek beğenmesem de) , karanlık bir köşeye sıkıştırıyorlar. AKP ve Erdoğan, bu ülkenin seçmenlerinin özgürce seçim yapma hakkını elinden almıştır. Bundan böyle, yapılacak hiçbir seçimi AKP ve Erdoğan’ın dışında kimse kazanamaz. Demokratik seçimlerin bir anlamı kalmamışsa; tarihte bunun örneklerine bakarak, ne yapmalı sorusunun cevabını bulabiliriz: Demokrasi Cephesi.

Toplumsal muhalefetin bileşenleri bu gün için farklı bir bakış açısını öngörmektedir. Partileri esas alan bir bakış açısı şu an için pek olanaklı değil. HDP dışındaki muhalefet partileri, her kritik dönemeçte devlet esaslı tutum almak konusunda ısrarlı davranmışlardır. MHP bu tutumun en tipik örneği olarak öne çıksa da, CHP de bu reflekslerinden kurtulamayarak, AKP’nin tüm iktidarı boyunca, Erdoğan’ın ekmeğine yağ sürmekten kendini alamamıştır. Baykal’ın gitmesi de bu durumu değiştirmemiş, Alevi ve solcu görünümlü Kılıçdaroğlu da, kendi içindeki devletçi tutumu değiştirmekte pek de istekli davranmamıştır.

Ancak, hem CHP’nin, hem de MHP’nin toplumsal tabanlarını dikkate almadan Demokrasi Cephesi’nin örgütlenmesi mümkün değildir. Bu nedenle, toplumda EVETÇİ veya HAYIRCI diye ayrımı körüklemeden, HAYIR’ın içindeki kesimlerden olabildiğince geniş bir tabanı, Demokrasi Cephesi’ne kazandırmalı ve de EVET’in içinde de çok daha fazla çalışıp, kemik AKP oyları dışında kalan kesimler de bu cephenin içine çekilmeli.

Bu toplumsal mücadelenin alanını parlamento ile sınırlamak; yapılacak en büyük yanlışlık olacaktır. Parlamentoda elbette mücadele edilecektir. Ne var ki, bu mücadelenin belirleyici alanı: parlamento dışında olacaktır. Bu mücadeleyi partileri içinde sürdürmekte zorlanacak olan milletvekillerinden bazıları ya istifa edecekler ya da partilerinden atılacaklardır (CHP’nin parti sözcüsü ve Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke, geçen hafta en anlamlı mücadele önerisini yaptıktan bir saat sonra, yine partisinin milletvekili olan Levent Gök tarafından acilen yalanlanmış ve dolayısıyla kişi olarak aşağılanmıştır. Bunun sonucu olarak Selin Sayek Böke, görevlerinden istifa ederek onurlu bir tutum sergilemiştir).

  Bu milletvekillerinin nicelik ve nitelik olarak zaman içinde artması; meclis dışı toplumsal muhalefetin çekiciliğini arttırmakla birlikte, halk gözünde meşruiyetini de arttıracak ve mecliste kalan milletvekillerinin üzerinde büyük bir baskı kuracaktır.

Önümüzdeki dönemde mecliste bulunan dört parti de, şu ya da bu nedenle bölünecektir. Elbette, önceleri tek tek gelecek olan partilerden atılmalar / istifalar, giderek önce CHP-MHP’yi, en sonunda da AKP’yi saracaktır. Kısacası: kartlar yeniden dağıtılmak üzere, karılmaya başlanacaktır.

Son söz yerine: Türkiye, pek çok yeni mücadele biçimlerine gebe. Çünkü Türkiye, artık eski biçimiyle yönetilemiyor. Yeni iktidarı:  ya uluslararası güçlerin desteğiyle büyük sermayenin has adamları ya da bu mücadeleyi doğru zeminde ve geniş halk kesimlerini içine alabilenler kuracaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.