Yeni yılla girdik ama hoş gelmedik! Bir yılı geride bırakırken kimimiz sosyal medyada en güzel masalarını paylaştı, kimimiz utanç hissiyle  sustu... Kimimiz de yeni bir yıl için en iyi temennilerini diledi... “Barış ve huzur” dedi...

Sokaklar boştu, kar bütün sesi içine hapsetmişti sanki de, bir suskunluk vardı yer yüzünde. Kar beyazdı, yeryüzü kirli! Bu kirliliği ne kadar örterdi kar bilinmez ama bildiğim bir şey vardı: 2016’ya kimse hoş gelmedi!

Bedenimiz ayaklarımızı taşıyamazken, boşluklardan boşluk beğenirken, susarken, ağlarken, yürürken ve kendimize yabancılaşırken hoş gelmedik yeni bir yıla!

Zamanı  durdurmak isterken,  ama buna rağmen zamanın önüne geçememişken, akıntıya kürek çekerken ve bir pamuk ipliğine bağlı bir yaşamı sürerken hoş gelmedik!

Bugün günlerden ölüm derken, hiçbir şeyken, kendimizi çok şey(miş) gibi görürken, Ararat’ın derinliği kadar acıya bulanmışken ve Ağrı dağının yüksekliğinde görmüşken kendimizi hoş gelmedik!

2016... Hoş gelmedik! Bir yılın özetini yazsam bir kitap olur, uzun lafın kısası yok deyip uzun uzun anlatsam kim okur ki! Yorulduk ölümleri yazmaktan, sevdiklerimizin yasını tutmaktan, iyi değiliz...

Geride bıraktık sevdiklerimizi, hoş gelmedik! Onlarsızız, bir ömür birlikte aynı yolu adımlayacağız diye düşünürken  sevdiklerimizi kaybettik, eksiğiz ve hoş gelmedik!

Diyarbakır, Suruç, Ankara... Hangi ölüme alışılır ki; alışmadık ve hoş gelmedik!

Zırhlı aracın arkasında sürüklenen cesetlerimizle, bize verilmeyen ölülerimizle hayata tutunurken anladık, eksilen gülüşlerimizle hoş gelmedik!

Artık ağız dolusu gülemiyoruz,  birbirimize bakarken, “nasılsın” sorusunu sormaya korkuyor, karşılığında “iyiyiz” demenin mahçupluğunu yaşıyoruz... Çoğu zamanda “nasıl olalım işte” deyip tüm sorulardan kaçıyoruz. Kaçtıkça yaramız acıyor, bu ülkeden kaçar gibi kendimizden kaçarken pek hoş gelmedik 2016!

Korkularımızla baş edemezken, bir yanımız yaprak döküp ölümü beklerken, bir yanımız dirençli olmaya çalışırken pek hoş gelmedik!

Hoş gelmedik... Evlerimizde infaz edilip baskınlar yerken, sevdiklerimizin gözü önünde kurşuna dizilirken, ‘büyük devlet’ iş başında hayatımıza tecavüz ederken hoş gelmedik!

Ülkenin bir yanı yanıp, bir yanı susarken, bir yanımız da arkamızdan vurulurken hoş gelmedik!

Doğmamış çocukar ölürken, 44 çocuğu 2015’e vermişken, büyümeyen çocuklar mezarlığı olmuşken ülkem hoş gelmedik!

Bir halk beyaz bayraklarla kentlerini terk ederken hoş gelmedik! Bombalar yağarken üstlerine, ‘hendekler’ derinleştikçe ölümler çoğalırken hoş gelmedik...

Düşlerimize zaman özrü  dilerken ve beklerken doğacak günü, “sizi seviyoruz”a “biz de sizi seviyoruz” demişken ve yarım kalmışken hoş gelmedik!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.